kiyiedebiyat 14 Takipçi | 4 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

Kategori Adı Giriniz

Diğer İçeriklerim (216)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (14)

Ali Mustafa- Trabzonlu Bir Şairi Sonsuzluğa Uğurladık:

2010-11-18 21:39:00

 

 

Trabzonlu Bir Şairi Sonsuzluğa Uğurladık

Halil İbrahim Bahar

 

Ali Mustafa

Halil İbrahim Bahar adını 1980’li yıllarda duymuştum. Dergilerde şiirlerini okuyordum. Kitap çıkarmamıştı. Dergilerle daha yakından tanışınca onun 1970’lerin önemli dergilerinden biri olan Soyut’un kurucusu olduğunu öğrendim. Soyut’un ilk sayısı 1965’te çıkmıştı. O yıllarda Trabzon’a edebiyat dergileri fazlaca gelmezdi. Varlık, Türk Dili, Türkiye Yazıları, Sanat Emeği izleyebildiğim dergilerdi. Sonraki yıllarda İstanbul’a yolum düşünce Soyut’un birkaç sayısını almıştım. Soyut, küçük boy, içeriği dopdolu bir dergiydi. Döneminin şair ve yazarlarının yer aldığı yenilikçi bir edebiyat dergisiydi.

 

Halil İbrahim Bahar benim için hep gizemli bir şair olmuştur. Yalnızca Trabzon doğumlu olduğunu biliyordum. Bilgilerim sadece dergilerde okuduğum şiirleriyle sınırlıydı. Trabzon’daki yıllarımda Dr. Gündoğdu Sanımer’e her uğradığımda onu sorardım. Gündoğdu Sanımer, “Halil İbrahimmmm” diye sözcükleri uzatarak Asaf Halet Çelebi ve Halil İbrahim Bahar’dan şiirler okurdu. Kendisinin de İstanbul’daki tıbbıye yıllarından arkadaşı olduğunu söylerdi.

 

Halil İbrahim Bahar Trabzon-Vakfıkebirliydi, ancak tıp eğitimini İstanbul’da bitirince oraya yerleşmişti. Trabzon’la yakın bağları yoktu. Şiirlerinde de yerel tatlara hiç rastlanmaz.

Ben onu daha çok Muzaffer Buyrukçu’nun “günlükler”inden tanıyordum. Buyrukçu’nun bir edebiyat tarihi gibi de okunan “günlükler”inde Halil İbrahim Bahar 1960’lı-1970’li yılların başaktörlerinden biriydi. Buyrukçu’nun yer yer öykü, anı tadı da taşıyan “günlükler”i Halil İbrahim Bahar’ı tanımada elimizde biricik kaynaktır. Sonraki yıllarda yolum İstanbul’a düşünce tanımak istediğim şairlerden biri oldu. Ne var ki yaşamın hayhuyunda bu tanışma çok kısa süreli oldu. 2003’te Dr. Gündoğdu Sanımer’in cenaze töreninde, Samandıra’da ayaküstü kısacık da olsa söyleştik. Dr. Mustafa Duman, Dr. Celalettin Algan ve İsmet Zeki Eyuboğlu da vardı o cenaze töreninde.

 

Halil İbrahim Bahar, gizemli bir şair olarak geçecek Türk şiir belleğine. Bunda kuşkusuz kitap yayımlamamasının da etkileri var. Şiiri de bu gizeme eklenebilecek özellikler taşır. Tıpkı 12 yıl çıkardığı ve tüm kişiliğini kattığı Soyut dergisinin adı gibi “soyut” şiirlerin şairi oldu. 1950’lerde şiire başladığında Türk şiirinde etken olan “İkinci Yeni” çizgisinde ürünleriyle dikkat çekti. Asım Bezirci “İkinci Yeni Olayı” adlı yapıtında Halil İbrahim Bahar’ın  “İsa Cehennemde” adlı şiirini  “İkinci Yeni” şiirlerine örnek olarak verir:

 

“güneşin uykusu kaçtı şapkamdan

 vurdunuz mu buzul bıçak

 kabarsın kalçaları meneşelerin

 ayseller istanbul değiştirdi”

 
Soyut dergisinde “Mayakovski, Neruda, Müstehcen” başlıklı özel sayılar yaptı. Evrimci ve devrimci sanat anlayışıyla çıktığını vurguladı derginin. Yerli ve yabancı şiirler yayımladı, son döneminde deneme ve eleştirilere ağırlık verdi. Halil İbrahim Bahar, Sait Maden, Zühtü Bayar, Afşar Timuçin, Ali Yüce, Muzaffer Buyrukçu, Cemal Süreya, Melih Cevdet, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Asım Bezirci, devamlı yazarlarındandı Soyut’un. Halil İbrahim Bahar 1965’ten 1977’ye kadar 12 yıl yayımladığı Soyut dergisiyle Türk şiirinde gençlere kucak açan bir şair oldu. Bugün şiirimizin önemli adları bu derginin sayfalarından adım atmışlardır şiire.

Halil İbrahim Bahar, 1965’te Soyut dergisini çıkardığı yıllarda “İkinci Yeni” çizgisinden uzaklaşmış olmakla birlikte “imgeci şiir” anlayışını yaşamının sonuna değin sürdürdü.

1980’lerin önemli edebiyat dergisi Yazko Edebiyat’ın son sayılarında birbiri ardına şiirleri çıktı. Şiirindeki verimli dönemi yansıtır bu ürünler:

 

               KOPMA

 


          değil mi ki kendinden bile

          uzağa düşmüşsün

          bir ırmağın kıyısından

rasgele

koparılmış bir eğreltiotu

bir sararma nöbeti gibi

nasıl unutabilirsin

koparıldığın yeri

 

(Yazko Edebiyat, Kasım 1983, Sayı: 37)

            
Halil İbrahim Bahar için Kıyı’da bir çalışma yapmayı da düşünmüştük Ahmet Özer’le. Bu tasarı gerçekleşmedi ne yazık ki.
Trabzonlu bir şairi daha 16 Kasım 2010’da şiir ülkesine yolculadık. Halil İbrahim Bahar’ın cenazesine dostları, hemşerileri ve akrabaları katıldı. Eray Canberk, Necati Güngör, Egemen Berköz, Semih Poroy, Enver Ercan, Mustafa Köz, Bedrettin Aykın,  Adnan Özyalçıner, Sait Maden, Günel Altıntaş, Dr. Mustafa Duman, Yaşar Miraç, Necati Tosuner törendeki şair yazar dostlarıydı.

  Türk şiirinin bu gizemli şairi son yolculuğuna Şiir Oku’nun 32. sayısında yayımlanan “Alaysama” şiirini şair Mustafa Köz’ün  okuyuşuyla uğurlandı:

 

               "kıvancınız bol olsun

                bahçeniz geniş olsun

                o her yerde gördüğünüz

                ölüm ürkütmesin sizi"

 

        Halil İbrahim Bahar için kısa yaşamöyküsü:

Halil İbrahim Bahar, 1 Ocak 1928’de Trabzon’un Vakfıkebir  ilçesinde doğdu. İlkokulu Vakfıkebir’de okudu. Trabzon Lisesi’nden 1945-1946 öğretim yılında mezun oldu. 1953’te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. İstanbul Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinde Sinir Hastalıkları Uzmanı olarak çalıştı.----------      
 
İlk şiirleri 1950’de Beş Sanat dergisinde çıktı. Şiirlerini ve yazılarını 1960’tan itibaren Evrim, Ataç, Dönem, Papirüs, Yelken, Yeni İnsan, Soyut, Sa­nat Olayı, Yazko Edebiyat, Gösteri, Karşı, Yeni Düşün, Eleştiri ve Edebiyat, Adam Sanat, Kıyı, Şiir Oku, Mecaz, Kitap-lık ve Üç Nokta dergilerinde yayımladı.------------------------------- 
 

Gerçeküstücü şairlerin etkisinde kaleme aldığı şiir ve denemeleriyle tanındı,  sahibi ve yönetmeni olduğu Soyut dergisinde pek çok genç şairin yetişmesine de katkıda bulundu. (Soyut Dergisi 12 yıl yayımlamıştı. Dergi Eylül 1977’de 107. sayısında kapanmıştı) Bir süre Yazko Edebiyat’ın yöneticiliğini üstlendi. (1985) --------------
 
Halil İbrahim Bahar, yaşarken kitap çıkarmadı. Şiirleri çeşitli antolojilerde ve dergi sayfalarında kaldı.-            
 
Halil İbrahim Bahar 16 Kasım 2010’da İstanbul’da öldü. 18 Kasım 2010’da Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Halil İbrahim Bahar’dan iki şiir:

REÇİNE

kimbilir hangi çam ormanında
ağır ağır damlayan
reçinelerin kokusuyla yıkanmış rüzgâr
açıyor daralan soluğumuzu
bu kızgın yaz öğlesinde
yaslandığımız eksi yıkık duvar
akşamı bekliyoruz
bu duvarın gölgesinde
yorgunuz yaşamaktan
uyumak istiyoruz unutmak istiyoruz
her şeyi anlaşılan
mutlulukla mutsuzluk
düşle düş kırıklığı arasında
öylesine görünmez bir çatlak var ki
kapatılması yasaklanmış sanki
boşluktayız boşluğun ta ötesinde
bilmiyoruz
rüzgârın reçinesi
nasıl ulaşıyor bize

(Yazko Edebiyat, Kasım 1983, Sayı:37)

ELMALAR

dipdiri tutuyor beni
ölü bir dünyada
göğsünden yayılan
sarı elma kokusu

yüzüne bakıyorum
daha yeni çiçeklenmiş
bir elma bahçesinde
buluyorum kendimi

artık her şey
çiçek müziğine dönüşüyor
senin şiirin
yazılıyor kendinden

1977

(Yazko Edebiyat, Ocak/Şubat 1984, Sayı: 39-40)

 

 

  Halil İbrahim Bahar adını şiirle uğraşmaya başladığım 1980’li yıllarda duymuştum. Dergilerde şiirlerini okuyordum. Kitap çıkarmamıştı. Dergilerle daha yakından tanışınca onun 1970’lerin önemli dergilerinden biri olan Soyut’un kurucusu olduğunu öğrendim. Soyut’un ilk sayısı 1965’te çıkmıştı.

                 

       

0
0
0
Yorum Yaz